Shakespeare gibi yazabilmek: Senaryoda evrensellik

Asırlar önce yazılmış olmasına rağmen Shakespeare’in eserleri hala tüm dünyada çok satılıyor ve oyunları küçük veya büyük her ölçekteki tiyatrolarda sahneleniyor. Peki Shakespeare’i böyle kalıcı yapan ne? Şüphesiz Shakespeare ve eserlerinin bu başarısı birçok karmaşık nedene dayanıyor. Bu nedenleri tek tek analiz ederek ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını biliyoruz, fakat Shakespeare’in günümüzde hala geçerli olmasını sağlayan ve tarihsel olarak test edilebilen temel bir faktörden bahsedebiliriz.

Shakespeare, eserlerinde insanlığın zaman ve mekandan bağımsız olarak paylaştığı ortak değerler ve durumlara yer verir. Bu da hangi çağdan veya toplumdan olursa olsun insanların eserlerde kendilerinden bir şeyler bulabilmesine olanak sağlar. Kısacası Shakespeare’in oyunları ve şiirleri evrensel bir nitelik taşır. Biliyoruz, bu söylediklerimiz kulağınıza çok bilindik ve artık eskimiş geliyor. İşte asıl tehlike de burada: Bazen bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız konuların üzerine artık hiç düşünmediğimiz için odak noktamızı kaybedebiliyoruz. Yani, küçük bir zaman diliminde yaşayan belli insanlara hitap etmeye çalışıp bakış açımızı daraltabiliyoruz. Ayrıca günümüz dünyasında iletişim o kadar arttı, toplumlar o kadar birbirine benzedi ve birbiri hakkında o kadar çok izlenime sahip oldu ki, üretilen her eserin otomatik olarak bütün dünyada bir karşılığı olması evrensel bir algı yaratabiliyor. Fakat bu sadece çağımızın özelliklerinden kaynaklanan sahte bir evrensellik.

İşte bu yüzden biz, bir şeyler üretmeye başlamadan fabrika ayarlarına geri dönerek fikirlerinizi Shakespeare eserlerindeki evrensellik ve zamansızlık süzgecinden geçirmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Bunu yapmış olmak tabii ki Shakespeare gibi yazabileceğiniz anlamına gelmiyor, fakat işe başlarken doğru bir bakış açısıyla ilerlemek adına faydasını göreceğinizi düşünüyoruz.

shakespeare
William Shakespeare

Shakespeare

Shakespeare’in eserleri tarih ve mitoloji kaynaklı hikayeler ve temaları temel alır. Shakespeare, yaşadığı dönemden çok daha eski tarihlere ait eserlere yönelerek Antik Yunanistan, Roma ve İngiliz tarihinden yararlanmıştır. Ayrıca kendi yaşadığı dönemde 16. yüzyıla ait hikayelerden de esinlenmiştir. Fakat onun eserleri, bugün hala yaşadığımız sosyal meseleleri ve duyguları -onlara farklı bakış açılarımız olsa da- ele alıyor. Örneğin, Shakespeare, Othello’da kıskançlık, Macbeth’de ise yükselme hırsı duygularına odaklanmıştır. Bu duygular ve bu duygulara bağlı durumlar insanlık tarihinin her döneminde toplumların ortak tecrübelerine dayandığı için herhangi bir dönemde veya toplumda anlaşılabilir ve özdeşleştirilebilir nitelikler taşır.

Shakespeare’in eserlerinin sinemaya uyarlamaya uygun olmasının nedenlerinden biri de budur. Örneğin, Japon yönetmen Akira Kurosawa, Ran (1985) filminde Shakespeare’in King Lear oyununu feodal bir dönemde Japonya’da geçen bir hikaye olarak uyarlamış, buna rağmen eserin ana teması değerini korumuştur. Daha radikal bir örnek Gus Van Sant’ın My Own Private Idaho (1991) filminde görülebilir. İlk bakışta Shakespeare eserlerine pek benzemeyen ve modern bir zamanda geçen film, aslında Henry IV and Henry V oyunları temel alınarak yazılmıştır.

Temayı belirlemek

Peki sizin senaryo fikrinizin genel olarak odaklandığı insanlığa ait ortak duygu, durum ve tecrübeler ne? Senaryo fikrinizi bu süzgeçten geçirip birkaç anahtar kelime ile ortaya koyarsanız, bu kelimeler senaryonuzun evrensel temaları olacaktır. Film analizi ile ilgili yazımızda temanın nasıl belirlendiğine dair şöyle bir bölüm paylaşmıştık:

Senaryonuz belirli bir zaman ve mekandan kaynaklanan belirli bir hikayeyi anlatırken, kuşkusuz kapsayıcı bir toplumsal meseleyi veya evrensel bir insani endişeyi ele almalıdır. Seçtiğiniz konuya dair bakış açınızın altında yatan temayı veya tematik çizgiyi belirleyin. Temayı birkaç anahtar kelime ile belirtin.

Film analizi: Senaryoya dayalı film analizi nasıl yapılır?

Sadece birkaç anahtar kelime ortaya çıkarmak bile çok işinize yarayacaktır. Tabii ki senaryonuzun teması tek kelimeyle açıklanmayacak kadar karmaşık da olabilir. Burada önemli olan fikrinizin ortak değerler ve durumları işaret ediyor olmasıdır.

Somut ve evrensel öğeler

Bu söylediğimiz yöntemi sadece senaryonun ve senaryo fikrinin geneline değil, kurguladığınız her sahneye uygulamaya çalışabilirsiniz. Bunu sahnelerdeki öğeleri somut ve evrensel olmak üzere ikiye ayırarak yapmanız mümkün. Önce sahnelerdeki somut öğeleri belirleyin. Örneğin, sahnenin geçtiği mekan ve zaman, kostümler, kullanılan dil, karakterler, eşyalar ve dekorlar sahnedeki somut öğelerdir. Bu öğeler zaman ve mekandan bağımsız değillerdir ve yerel özellikler barındırabilir.

Sahnenin evrensel niteliği ise somut öğeler aracılığıyla seyirciye ulaşır, fakat evrensel öğeler zaman ve mekandan bağımsızdır. Somut öğelerin birleşerek yarattığı durumlar ve olaylar, bütün insanlığın kavrayabileceği utanma, hırs, kıskançlık, dayanışma, çatışma gibi belli ortak duyguları ve durumları işaret etmelidir. Tabii ki bu durumlar ve duygular tek kelimeyle açıklanamayacak kadar karmaşık da olabilir. Burada önemli olan yaşadığınız kültür ve çağdan bağımsız olarak sadece insan olduğumuzdan dolayı açığa çıkan olgulara odaklanmaktır.

Örnek hikayeler

Şimdi 3 farklı çağa ait evrensel nitelikte olan 3 hikayeyi somut öğelerinin altını çizerek karşılaştıralım:

Prenses Medea ülkesini ve gücünü aşık olduğu adam Iason için terk eder ve Korinthos’a yerleşir. Medea ve Iason evlenir ve iki çocukları olur. Fakat birkaç yıl sonra Iason iktidar hırsından dolayı Medea’yı boşar ve Korinthos prensesiyle evlenir. Madea intikam hırsıyla öz çocuklarını boğar ve cesetlerini babaları Iason’a gösterir.

Medea, Euripides (M.Ö 4. yüzyıl)

Danimarka Prensi Hamlet’in Danimarka kralı olan babası ölür. Eski kralın ölümü üzerinden daha iki ay geçmeden amcası Claudius, Hamlet’in annesiyle evlenir ve tahta geçer. Babasını öldürenin Claudius olduğunu öğrenen Hamlet, Kral’ın planladığı türlü entrikalara rağmen canını ortaya koyarak Claudius’u öldürür.

Hamlet, William Shakespeare (16. yüzyıl)

Gelin takma adlı bir kadın, sevgilisi Bill’in liderliğindeki bir suikast çetesinin üyesidir. Gelin, Bill’in çocuğuna hamile olduğunu fark ettikten sonra katil olarak sürdüğü hayatından kaçmaya karar verir. Teksas’a giderek genç bir adamla evlilik planları yapar. Fakat düğün provası sırasında öfkeli ve kıskanç Bill, suikast ekibiyle birlikte provaya katılan herkesi mermiden geçirir. Gelin 4 yıl komada kalır. Komadan çıktığında bebeğini kaybettiğini keşfeder ve hayatını yok eden beş kişiyi tek tek bularak öldürür.

Kill Bill, Quentin Tarantino (2003)

Gördüğünüz gibi farklı çağlara ait 3 hikaye, birbirinden farklı somut öğeler (karakterler, hikayenin geçtiği yer ve zaman vb.) içerse de intikam teması üzerinde birleşiyor. Çünkü intikam kavramı ve hırsı insanlık tarihinin her döneminde tecrübe edilen ortak bir olgu. Tabii ki bu hikayelerin başarıları ve kalıcılığı sadece evrensel bir olguya işaret etmeleriyle açıklanamaz. Burada eserlerin kalitesi, değeri ve kalıcılığının nasıl belirlediğine ait bir formül sunmuyoruz. Sadece bu konu hakkındaki düşüncelerinizde gerçekleşecek küçük bir aydınlanmanın çok faydalı olabileceğini düşünüyoruz.

Ayrıca evrensellik pratik olarak uygulayacağınız bir yöntemden ziyade bakış açınızın içine yerleştirilmiş bir yol gösterici olarak algılanmalıdır. Bu bakış açısını kazanmak için klasik edebiyat ve sinema eserlerini iyice kavrayıp sindirmeniz faydalı olacaktır. Örneğin, sinema tarihinin farklı dönemlerine ait filmleri sunduğumuz bu listedeki filmleri seyrederek işe başlayabilirsiniz: Unutulmaz filmler: Sinema tarihine damga vurmuş 15 film

Evrensellik ve genelleştirme

Evrensel olmak uğruna senaryonuzdaki somut öğeleri baltalayarak senaryonuzu herkesin anlayabileceği tarza sokmaya, yani genelleştirmeye çalışmamalısınız. Çünkü evrensel bakış açınızı yansıtmak için somut öğelere ihtiyacınız var ve somut öğeler özel, yerel ve size ait olabilir. Örneğin, Nuri Bilge Ceylan, filmlerini Anadolu coğrafyasında yerellik içeren somut öğelerle kurgular, fakat buna rağmen eserleri evrensel nitelik taşıyan insani durumları işaret eder. Ceylan’ın tüm dünyadaki başarısının nedenlerinden biri de budur. Ne yazık ki ülkemizde genç sinemacıların büyük bir bölümü, bu bakış açısını değil de Ceylan’ın kullandığı somut öğeleri esin kaynağı olarak kullanır. Böylece sadece Türkiye taşra hayatının somut nesnelerine odaklanmış, dar bakış açılı, içi boş ve vasat filmler ortaya çıkar. Bu hataya düşmemek için önce senaryonuzun temellerini evrensel bir bakış açısı üzerine kurmanız ve sonra senaryoyu kendi tecrübelerinize dayanan size özel somut öğelerle inşa etmeniz gerekir.

Son olarak şunu belirtelim: Evrensellik başlı başına bir teoridir. Yani bahsettiğimiz duygu ve durumların her toplumda ve her çağda var olduğunu ve var olacağını savunan bir düşünce yapısı ve anlayış biçimidir. Siz bu anlayış biçimini kabul etmiyor da olabilirsiniz.

Sonraki yazı: Yapımcı kimdir? Nasıl yapımcı olunur?

Önceki yazı: 2020 Sinema Destekleme Kurulu Kararları

© 2020 Yapım Ekibi